facebook twitter Linkedin

Atatürk kimdir

 

acemi-askerlerMardinli bir köy çocuğuydu. Adını hatırlamasam da yüzü hâlâ aklımda. Çelimsiz bedeniyle uyumlu, esmer bir teni ve küçük bir yüzü vardı. Askerlik yapmak için memleketinden, İzmir Narlıdere’ye gelmişti. Yollarımız da işte orada kesişti bu genç adamla. Ben de Narlıdere’de askerliğimi kısa dönem olarak yapmaktaydım. Askere yeni gelen erleri eğiten çavuşlardan biri olarak deftere çentik atmakla meşguldüm.

Acemi askerler geleli bir hafta daha olmamıştı, bir sabah nöbetçi çavuşun sert dürtüklemesiyle uyandım, “Kalk senin askerlerden biri pencereden atladı...” Kaldığımız koğuş dördüncü kattaydı. Benim mangamda olan bu çocuk pencereden kendini toprak zemine bırakmıştı. İlk tepkim “Benim askerliğim artık bitmez” oldu. Acemi asker hastaneye kaldırılırken, ben de tabur komutanının odasında sorguya alındım. Sorular, “İntihar etmek isteyen çocuğa dayak attın mı” minvalindeydi. Tabii ki atmamıştım ne ona ne de başka bir askere...

Ömrümden ömür götüren birkaç saat geçtikten sonra sevindirici haber geldi. Dördüncü kattan atlayan askerin bacağı ve kaburgaları kırılmıştı. Genel olarak durumu iyiydi ve konuşabiliyordu. İfadesinde; benim kendisine her hangi bir şiddet uygulamadığını söyledi önce. Atlama nedeni ise alayda bir devrim yaratacak nitelikteydi. Yeni gelen askerlere 10 maddelik “Atatürk En Büyük Devletçidir” gibi ifadeler yer alan bir metin ezberletiyorduk. Her bir maddesi bir paragraftan oluşan metni ezberletmek kolay değildi. Üniversite mezunu olan bizlerin bile güç bela ezberlediğimiz bu metni acemi askerlere, yemin törenine kadar ezberletmek zorundaydık. Ezberletemediğimiz takdirde bir hafta hapisle cezalandırılıyorduk. Hapis yatmak bir şey değil, bunun bir de askerliğin uzatması vardı. 30 yaşında askere giden biri olarak, değil bir hafta bir dakika bile fazladan kalamazdım şahsen ben. Askerlerin arasında okuma yazma bilmeyenler vardı. Bilenler, yüksek sesle arkadaşına sürekli tekrar ederek ezberletiyordu. İntihara kalkışan asker de Atatürk Kimdir bunalımına girmiş, ezberlemeyeceğine kanaat getirerek sabahın ilk ışığında kendini camdan atmıştı.

Askerin, “Bu metni ezberlemeyeceğimi düşündüm. O nedenle atladım” diye ifade vermesinin ardından bir emirle kaldırıldı bu ezberletme işi. Bütün alayı, ondan sonra gelecek askerleri bu ezber işkencesinden kurtaran o isimsiz er benim kahramanımdır. Aradan 18 yıl geçmesine karşın her asker ölümü duyduğumda o er gelir aklıma.

Kışlada ölüm haberlerine sıkça rastlıyoruz. Gazetenin başka bir yerinde G-3 piyade tüfeğiyle Afyon’da canına kıyan Ali Öz’ün haberini okuyacaksınız. Savunma Bakanı geçen ay açıkladı, “Son 10 yılda 965 asker şüpheli bir şekilde öldü” diye. O açıklamanın üzerinden kısa bir süre geçti, arada başka canlar gitti... Şimdi biz buna göğsümüzü kabartarak yüksek sesle “Vatan sağolsun” mu diyelim?

Tuncer Köseoğlu/Taraf

TarihViews
Total1312
Sal. 283

----------------------------------

Beğendiklerinizi Sosyal Paylaşın!  

Yorum ekle



Anti-spam: complete the task

Öykü

Okunasılar

Benzer Haberler