facebook twitter Linkedin

HOŞÇAKAL

 

hoscakalbitti işte
“son” yazdı yine
sonuna yetiştiğim yeni bir filmde
bilmediğim bir dilde
“şimdi ne olacak” diye sorardım eskiden
artık umursamıyorum bile

aşkı asitleştirip sen yaktın ellerime
biliyorsun
vermediğin cevaplarla besliyorum
kanamasını bileklerimin
benden sakladığın sözcüklerle
yanılsamalarımın görkemli lezzeti parçalanıyor dilime
ve kapalı tuttuğum gözlerime
bana bıraktığın yapbozun bir parçası eksikmiş
ve haberin varmış gibi geliyor gitgide
biliyorum
bir avukatı sevdim
ve adalet bekledim tüm söylemediklerinden
ve umut ekip gökyüzüne
mavi gelinlikler diktim kırmızı meleklerime

istemezdim böyle olmasını
ama söz verdim kendimi toprağın ev sahipliğine
ve kabul ettim saklambaç oynamayı güneşle
dinledim yağmur damlalarının çığlığını
ve yeni bir rüzgar götürdü beni
infaz yerine

aslında soymayacaktım anılarımı tüm çıplaklığıma
gerçek olamayacak kadar gerçekti
nasıl olsa koca istanbul
ve ”küt” diye çarpmıştı sana da
bana da
ama sen karar verdin kente adaklar adamaya
alışmasaydın keşke
alışmak teslim olmaktır
söylemiştim sana
şimdi bak
son dumanları hala tüten bir yangın yeri
hayalet-i istanbul karşında
yükseliyor gri ve kırgın ihtişamıyla
nolurdu yalan söylemeseydin bana!
kandırırsan beni
bütün kenti bir gecede yakarım
dememiş miydim sana
sokağın taze suskunluğu değiyor yanaklarıma
ve cevap veriyorum yaşanmamış olasılıklarıma
“oyunbozan” diye bağırıyorum içimden
ve ödüyorum borcumu aşkıma
ve anlaşılmamaya
ve alışmaya

“eylülde gel” demiştim sana bir defasında
ama bugün pazar
ve günlerden yas
biliyorum
gelmeyeceksin
ve halılarını silkemeyecek kadınlar balkonlardan
maalesef taze ekmek çıkmayacak fırınlarda
ve bütün benzin istasyonları
ve süper marketler kapalı olacak
ben yine de bakacağım siyah-beyaz fotoğraflarıma
ve kovmak için danaları
lahanalar ekeceğim incir ağacının yanına
ve yalancıktan işkence çorbası yapacağım
ama soymayacağım sarımsakları
ve koymayacağım kristal tabaklara
çünkü küvette boğduğum tırtıllar
kelebek olmayacak bugün
ve ben merak edeceğim
duruyor mu hala
karnına dokununca kahkaha atan ayıcıklar

masum bir piknik yapabilirdik aslında
ama bütün çocuklar öldü
ve daha iş bulamadım
buzullar eriyor gün geçtikçe
ve benim ımfye hala borcum var

biliyor musun
bir minareye çıkmalıyım bence
ve orada dinlemeliyim ezan sesini
ve bir ekskavatöre binip
çığlık atarak eve gitmeliyim
ama cezalıyım bugün
dün bütün çikolataları yedim
biraz da fazla içtim
çizgili pijamalarımı yaktım şöminede
ve annemin geceliğini giydim
bütün misketlerimi ve öfkemi döktüm yerlere
bir şehri harabeye çevirdim

bak
tek kolu kopmuş
sol gözü çıkmış
oyuncak bir bebek yatıyor yerde
ve bir palyaço yürüyor az ötede
kırmızı burnu elinde
ve iki damla gözyaşı yüzünde
eski gazeteler örtüyor
doğmamış ve ölmüş çocuklarımın üstüne
ve kargalar
yağmurun yağmadığı başka yerleri ispiyonluyor
suç aletlerime

artık susma vaktidir babilin
cezalandırdım tüm masumiyetleri
ve yücelttim şerefli ihanetlerini
sen de sus
bana yeşilçamdan sakın bahsetme!
uyku hapı verdim bütün türk filmlerine
ne ”vesikalı yarim” olacak artık
ne ”yalnızlar rıhtımı”
ne de

bir şeyleri atladık gibi geliyor bana yine de
ama merak etme
unutmadım üsküdardaki sokak lambalarını sökmeyi
telli babadaki telleri kesmeyi
ve sunaklardaki mumları söndürmeyi
ve yokluğunu hissetmeyi

belki sen
ve ben
belki bir gün
belki pantolonlarını ütüleyemezdim ama
dinlerdim seni
ve anlamaya çabalardım
seçmeseydin eğer
sustuğum bütün sabahların serinliğini

farkındayım
kaldırımdaki soğukkanlı adımlarım
çoktan küsmüş suçtan gölgelerime
utandım körkuyulardaki yansımamdan
ve bakamadım geri geri dönen yel değirmenlerine
kendime yeni günahlar ararken ihanetim kime
söylesene!
ya lanetli bestelerimi sunsam ölülere
ve söz olsam kanamış yaşanmışlıklara liriklerimle
affedilmez mi kuruyan yaraları kanattığım
kimleri ağlattığım
kendimi aldattığım
şeytana yol gösterirken
ve davetiye gönderirken oedipusun iblislerine
ağız dolusu hakaretlerim kime

becerebilseydim hayal kurmayı
sevgi dilenmezdim
ve ağlamazdım bayram günleri
ve bir telesekreter alırdım kendime
ama iskambil fallarım hiç çıkmadı benim
ve gitmesem de mahalle kahvelerine
tavlada kazandım
aşkta kaybettim her seferinde
sana 5-4 yenilmişken üstelik
ve milyonlarca cenin varken
ve şarkıya başlamadan önce
gırtlağını temizleyen tek tenor senken hem de
bu haksızlık
bu imkansızlık
bu güçsüzlük ne diye
ve devrilmek üzereyken son köprüleri yıkıntıların
çift kaşarlı tosta domates istesem hala
bu densizliğim niye

üzgünüm
takvimin yapraklarını geri yapıştırdım
rengarenk bir tren bulacağım
ve gideceğim kuşların asılmadığı yerlere
aynalara eskisi gibi bakabileceğim
ve sesim yine güçlü çıkacak
pamuk prensesin canlı bomba olduğunu söyleseydin bana
inanmazdım belki
ama zehirlemezdim yedi cüceleri
boğazlamazdım güvercinleri
ve daha çok yaşlanmazdım geceleri
ve infilak etmezdi
sevdiğim masallar avuçlarımda
küsmezdim dondurmacılara
ve suçlamazdım yabancıları

ama bil
bir gün
sadece sana şarkı söylemek için geri döneceğim
yine eylül olacak aylardan
şehre bir kadın geldi diyecekler
ve sen tanıyacaksın beni kokumdan
ve anlayacaksın
seni kelepçelemek istemediğimi
ve seni sahiplenmediğimi
ve seni gerçekten sevmediğimi
aynen istediğin gibi

ve çekirdekli üzüm yiyeceğiz beraber
annemin rüyasını anlatmak gelecek içimden
vazgeçeceğim

ılık şeylerden bahset diyeceksin bana
neşeli günlerden
ve özlediğini söyleyeceksin beni
açıklığımı
dürüstlüğümü
cesaretimi
ama hayır
bu kez inanmayacağım yalanlara
ve sana cehennemi öğretmeyeceğim
ve seni
ve eski günleri
düşlerindeki gibi terleyeceksin
ve yak diyeceksin tüm yazdıklarını
ve çizdiklerini
“bir akşamüstü onunla karşılaşınca”
diyecek radyodaki adamın sesi
rakı içeceğiz yine
ve ben
sarı dolmuşlardan bir kez daha nefret edeceğim

ve “sahibinin sesi” hala var mı
diye soracağım sadece
lacivert takım elbisen duruyor mu
merak etmeyeceğim
ve bütün korkularını çalıp geri gideceğim
geldiğim yere
sen kentle başa çıkabilesin
bütün karpuzları kollarında taşıyabilesin
sen kaybolmayasın diye
insanların içinde

Merve Şebnem Oruç/eksisözluk.com

TarihViews
Total2503
Sal. 285

----------------------------------

Beğendiklerinizi Sosyal Paylaşın!  

Yorum ekle



Anti-spam: complete the task

Şiir

Okunasılar