facebook twitter Linkedin

Her şey çok güzel olacak

 

cocuklarin-ellerinden-bir-resimAyşe beş yaşında. Sarışın, mavi gözlü, gülünce gamzeleri beliren tatlı bir kız. Bir de akıllı ki. Şimdi resim yapıyor. Bir yandan da bilgisayar masasında ders çalışan ağabeyi Ali'ye bakıyor. Ali on yaşında. İstiyor ki Ali gelsin, yaptığı resmi görsün birşeyler söylesin. Melekler bu isteğini Ali'ye hemen iletiverdi. Ali başını kitaptan kaldırdı. Boynu tutulmuş gibiydi. Şöyle bir gerindi, ferahladı kardeşine döndü:

– Ne yapıyorsun?
– Resim.
– Ne resmi?
– Gel de gör.

Ali çalışmasına biraz ara vermenin iyi olacağını düşündü. Mutfaktan nefis kokular geliyor. Annesi galiba peynirli çörek yapıyor.

Kalktı kardeşinin yanına gitti.
İkisi birden resme eğildiler.
Resimde bir dağ, bir bulut, bir ev ve bir dere vardı.

– Burası neresi Ayşe?
– Ay bilemedin mi bizim ev işte.
– Ama bizim evin önünden dere akmıyor.
– Olsun belki bir gün akar.

Ali kardeşinin saçlarını okşadı.

– Valla aksa çok iyi olur. Yaz sıcaklarında derede yüzeriz, belki balık tutarız. Ver bakayım kalemini.

Kalemi alan Ali dereye bir ördek konduruyor, ardısıra gelen dört de yavru.

Ayşe sevindi, ellerini çırparak:

– Ördek ördek. Yavruları da var. Abi hadi resmimi beraber tamamlayalım.
– Olur, başka ne yapalım?
– Dere boyunda meyve ağaçları olsun. Hem toplar yeriz, hem gölgesinde yatarız.

Ali ağaçları sıraladı. Ardından gökyüzüne bir güneş kondurdu.

– Güneşi unutmayalım. Onun ışıkları her şeyi besler.
– Nasıl yani?
– Bak şimdi evin arkasına bir tarla çizeceğim.
– Ne tarlası?
– Sebze. Domates, biber, patlıcan ne istersek.
– Karpuz olsun. Bir de kestane.
– Kestane ağaçta olur.
– O zaman çilek olsun.
– Tamam çilek.

Bir ara anneleri sesleri çıkmayan çocukları görmek için mutfaktan başını uzatıyor. Abi kardeşin ne yaptıklarını merak ediyor doğrusu ama çörekler yanabilir. Her şey yerli yerinde.

– Abi bir de köpeğimiz olsun.
– Tamam evin yanına bir köpek kulübesi kondururuz. İşte oldu.
– Çok güzel oldu. Hani köpek. Yoksa babamı karşılamaya mı gitmiş?
– Hayır. O çalıların arasındaki tavşanları kovalıyor.
– Yazık ama tavşanlara. Sen onu evin önüne çiz. Evimizi beklesin. Nasılsa babam gelecek değil mi abi.
– Elbette.
– Abi!
– Söyle.
– İkimizi de çizsene. Şu yan tarafa. Orası çimenlikmiş.
– Ne yapacağız çimenlerde?
– Top oynarız, ip atlarız.
– Çok çizgi filim izliyorsun Ayşe. Senin ip atlamak için...

Ayşe mızıldanarak ağabeyinin sözünü kesiyor.

– Hayır, hayır atlayabilirim.
– Peki, peki. Top mu olsun, ip mi?
– İp olsun.
– Köpek de bizimle oynasın.
– Olur. Bak geldi işte seni eteğinden tutmuş çekiyor.
– Yaramaz şey.
– Abi.
– Efendim.
– Annem de gelsin yanımıza.
– Ama onun işi var, yemek yapıyor.
– Babam için hazırlıyor değil mi? Köfte patates.

Kalem Ali'nin elinden düşüyor. Ali yüzündeki hüznü göstermeden eğilip alıyor kalemi.

Ayşe:

– Evet. Sen, ben, annem, babam bir de köpek. Ne kadar güzel.

Ali dalgın, kırgın bir sesle:

– Evet her şey çok güzel olacak.
– Babam gelecek değil mi abi?
– Elbette.

Ama babalar bazan çekip gider. Bazıları geri döner, bazıları dönmez.

Mustafa Kutlu/Yeni Şafak

TarihViews
Total1966
Sal. 282

----------------------------------

Beğendiklerinizi Sosyal Paylaşın!  

Yorumlar   

 
+1 #1 m.kapkıner 20-07-2013 11:35
Öykü, bir bardak su gibi içirtiyor kendini. Usta Öykücü'müz direkt öneriyi görmeden: ''Bir de akıllı ki'' tümcesini nasıl yazabildi. Oysa otuz yıl kadar önce anlatının direkt önerilere tahammülü olmadığını, ne söylenecekse 'yapıp etmelerle' söylenmesini gerektiğini bana kendisi söylemişti. Bir de evin arkasına çizilen tarla değil, bostan olacak. Metin Önal'ın Dr. S'sini de anımsattı bana.
Alıntı
 

Yorum ekle



Anti-spam: complete the task

Öykü

Okunasılar

Benzer Haberler