facebook twitter Linkedin

Müslümanca düşünmeyi unutmamak

 

Gençligimizin rehber kitaplarından biriydi "Müslümanca Düşünmek Üzerine Notlar"  Ben sanırdım ki bizden sonra bu kitap okunmaz. Zira nesil değişir fikirler gelişir... Düşünceler büyür ve ilerler... Rasim Baba aşılır. Aşılmadı demekki; bizden sonra gelen nesillerde onu okuyor. Sanırım daha okuyacaklar. Okunmak bir yazar için elbette sevindirici ama yazarının bir davanın adamı olduğu düşünüldüğünde ve halen yazdığı kitabın yerini başka bir kitabın almadığını, alamadığını görmesi de sanırım farklı bir burukluk olsa gerek...  O burukluğu yazarın kendisine sormak isterdim. Ayrıca, dürüstçe konuşmam gerekirse kitapta ne yazdığını dahi unuttum. Ama okuyup bitirdiğimde çevremdeki arkadaşlara sitayişle tavsiye edip okutmuştum. Okuyanların sayısını bilmiyorum ama her okuyanın bir başka arkadaşına tavsiye ettiğini çok iyi biliyorum. Aşağıdaki anlatıyı rastlantı sonucu buldum ve yayınlamak istedim. "Neden"(?) derseniz. 

Unutmadık demek için!

Neyi?

Müslümanca yaşamak talebimizi!  

(Hayati Esen)



alt

ASLI KIZILKOCA/ genchareket.org

Sahip olunan zamanın israf edilmesi, batın kültürünün her akşam evimize girmesi ve zamanla hayatımıza işlemesi gibi götürüleri olan ve pek az bir getirisinden bahsedilen bazı çağın buluşu, teknolojinin son noktası icatlar insana yetmeye başlamış ve bahsedilen tabiriyle “bireyselleşme” ye başlayan bir toplum ortaya çıkmış ve bu toplum cemaat mefhumundan uzaklaşmaya başlamıştır.


 Bu Müslüman toplum İslam’ı hayatının merkezinden çıkararak “din” kelimesini hayatının bir köşesinde tutmaya başlamıştır. Din adamları, dini hükümler, dini günler, dini görevler gibi kelimeler türetilmiş ve din farkında olmaksızın yaşamın bir parçasına indirgenmiştir. Bu farklılaşma ve değişim bir takım insanlar tarafından fark edilip “Müslümanlar İslam’ı eskisi gibi yaşamıyor mu?” sorusu gündeme geldiğinde zamanın değişimiyle İslami hayatta farklılıkların ortaya çıktığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu kitabın on dört yıl önce kaleme alındığını göz önünde bulundurduğumuzda değişen zamanla birlikte insanların İslami yaşantılarını sorgulamaya başladığı ve sahip olmamız gereken Müslüman duruşun on dört yıl öncede, bugünde geçmişten daha iyi bir noktada olmadığı sonucu çıkartılabilir.

Burada yazar hemen şu soruyu yöneltmiştir: “Çağın gözüyle İslam’a mı bakmalı, İslam’ın gözüyle çağa mı?” Burada Müslümanlar tarafından verilmesi beklenen ortak cevap “İslam’ın gözüyle çağa bakmak” olsa da bunun bazı zamanlarda böyle olmadığına şahit oluyoruz. Müslüman çağın gözüyle İslam’a bakamaz. Çünkü Kuran’ı Kerim evrensel bir kitaptır ve O’ndaki hiçbir hüküm çağa göre farklılık gösteremez. Aslında burada önemli olan “İslam” kelimesinden ne anladığımızdır.

Bir Müslüman için çağa göre değişen bir İslam anlayışı düşünülemez. Herkesin İslami yaşayışını çağa uyarladığını düşünürsek ortada bir İslam cemaati kalmaz. Fakat bunun yanı sıra bir Müslüman her zaman içinde yaşadığı çağdan haberdar olmalıdır.

Batıdan ve batı tarafından Müslüman topluma sokulmak istenen hayat tarzından haberdar olmalıdır. Bu durum kitapta “düşmanın silahıyla silahlanmak” olarak zikredilmiştir. “Kötü bir dünyada iyi bir Müslüman” olma çabası içinde bulunan Müslüman, iyi kalmaya devam ettiği ve kötülüklere karşı mücadelede bulunduğu sürece dünyaya bakış açısı değişecektir.

Müslümanca yaşama isteği ve İslam karşıtı hareketlerde ortaya konulan bir Müslüman iradesi olduğu müddetçe, dünya Müslümanın gözüne kötü değil sadece düzeltilmeye muhtaç olarak görülecektir. Kitapta da zikredildiği gibi: “Kişi hak bildiği yolda, başkalarından yardım beklemeden, başkalarının ne diyeceklerine aldırış etmeden, kararını o yönde oluşturur ve bir başına yola çıkar.” Bu düşüncelere karşı halen dünyanın Müslümanca yaşamak için yeterince iyi olmadığı düşünülüyorsa burada kişinin İslam dışı düzene kapılan dünya mı yoksa kendi yaşantısı mı bunu düşünmesi gerekir. Çoğu zaman beşer kendi yaşantısını İslam’ın belirlediği çizgiye getirmekte zorlandığı için suçu hayata atar. Böyle bir düzen içerisinde İslami hayatı yaşamayı bir hayalden ibaret görür. Fakat bahsedilen düzeni oluşturan aslında kişinin kendisidir. Kişinin bulunduğu sosyal ve kültürel çevre nasıl olursa olsun bu çevre içerisinde kişi kendi İslami çizgisinin sınırlarını kalınca belirtmelidir.

Kitapta bir diğer konu olarak batı kültürünün günümüzde görülen yansımalarından bahsedilmiştir. Batı sermayesinden ülkemize giren Coca-Cola artık batı kültürünü bir getirisi olarak görülmeye devam etmekte midir? Ya da buna karşı olarak Türk markasıyla üretilen “cola” hala batı kültürünün getirdiği bir ürün değil midir? Bunları göz önünde bulundurduğumuzda Müslüman camianın da batı kültüründen etkilendiği söylenebilir.

Kültürler arasında etkileşme doğal bir durumdur. Fakat bu İslam’ın hükümlerinin ve Müslümanca yaşantımızın tahrifine hiçbir şekilde yol açmamalıdır.   

 

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler

Rasim Özdenören

İz Yayıncılık
TarihViews
Total994
Sal. 283

----------------------------------

Beğendiklerinizi Sosyal Paylaşın!  

Yorum ekle



Anti-spam: complete the task