facebook twitter Linkedin

İslam Ansiklopedisi'nin 44. (Son) Cildi Yayınlandı

 

islam-ansiklopedi-11Bekir Topaloğlu'na, en başından beri bilfiil içinde bulunduğu İslam Ansiklopedisi’nin son cildinin yayınlanması vesilesi ile, ansiklopedinin serencamını sorduk. Mehmet Erken konuştu...

1934 Trabzon doğumlu olan Bekir Topaloğlu, 2002 yılında emekli olana kadar, imamlık, lise hocalığı, akademisyenlik gibi pek çok farklı görevde bulundu. İlk kitabı “İslam'da Kadın” 1966 yılında yayınlandı. Mezun olduğu İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik yaparken, Hayreddin Karaman ile beraber hazırladıkları Arapça sözlük ve diğer ders kitapları uzun süre kullanıldı.


Esas uzmanlık alanı olan kelam alanında Marmara Üniversitesi’nde görev aldıktan sonra sırayla yardımcı doçent, doçent ve profesör oldu. Bu bölümün bir süre başkanlığını yürüttü. Aynı zaman dilimi içinde Diyanet Vakfı bünyesinde İslam Ansiklopedisi heyetine katılan Bekir Topaloğlu, burada inceleme kurulu, ilim heyeti gibi görevlerde bulundu.

Bekir Topaloğlu, akademisyenlikten 2002 yılında emekli olsa da, halen İSAM da yoğun bir şekilde çalışmaktadır.

Kendisiyle, en başından beri bilfiil içinde bulunduğu İslam Ansiklopedisi’nin son cildinin yayınlanması vesilesi ile, ansiklopedinin serencamını konuştuk.



bekir topaloglu


İslam Ansiklopedisi 25 sene önce yayınlanmaya başlandı. Öncelikle bu ansiklopedinin yayınlanmadan önceki hazırlık sürecinden ve zaman içinde nasıl bir seyir izlediğinden bahsedebilir misiniz?

Uzun yıllar Diyanet İşleri Başkanlığı yapan Tayyar Altıkulaç, başkanlığı sırasında kendi arkadaşlarıyla sohbet sırasında, "Biz bir ansiklopedi çıkarsak…" diye düşünmüşler. Peki, yapalım ama nasıl gibi sorularla ilerlemiş bu süreç. Ve kendilerine göre bir teşebbüste bulunmuşlar. Tabi bugün olduğu gibi, 44 ciltlik büyük bir ansiklopedi onların hayalinde olmaz, Ne olur peki? Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nın eskiden beri başlayıp 13 ciltte biten bir “İslam Ansiklopedisi” var. Onun yarısından çoğu tercümedir, Batılılardan. O var elde, o biliniyor. Biraz ona benzer, ama bilhassa “İslami maddeleri Müslümanlar yazsın; bir Batılı değil!” diye düşünmüşler.

Neyse bunlar böyle düşünmüşler ve bir teşebbüste de bulunmuşlar. Küçük bir deneme fasikülü düzenlemişler. Bu fasikülü bana ve Hayrettin Karaman gibi iki üç arkadaşımıza verdiler. Aldık baktık ki olmamış. Yazanlar dini kültürü olan, eli kalem tutan birkaç insan. Yani işi küçük görmüşler, böyle yapmışlar. Ben şahsen rapor yazdım, dedim ki böyle olmaz. Bu şekilde “İslam Ansiklopedisi” diye piyasaya bir şey çıkaramayız. Kendime göre şöyle şöyle bir şey olabilir diye basit bir proje de raporuma ekledim. Bundan sonra bu Tayyar Bey tuttu, "Bu sefer bu işi siz yapın" dedi! Ben de bu raporu verenlerden biriyim, en büyük korkum da beni bu işin içine koymuş olmalarıydı. Bu 1983 yılı. Ben ise kendime göre o zamanlar şunu yazmalıyım, bunu yazmalıyım kendi alanımda, diye düşünüyordum. Benim alanım kelam ilmi, yani iman esaslarının felsefesini yapan bir alan. Ben şunları şunları yapmalıyım diye projelerim var ve bu ansiklopediyi başıma sararsam, sonucu gelmez endişesi taşımakla birlikte, istişare etmek suretiyle, sonunda Tayyar Atlıkulaç baskı yaptı bize ve “Ne yaparsanız yapın; bu işi sizin yapmanız gerekiyor!” dedi. E, biz de başlayalım dedik.

Bir deneme yapalım dedik. 1983 ortalarında başladı bunlar, 1988 de ilk fasikülü çıkardık. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, asıl adı “İslam Ansiklopedisi”. İlk fasikülü çıkardık. Yanlış hatırlamıyorsam ilk iki cilt fasikül halinde çıktı. Daha sonra biz 3. ve 4. ciltten itibaren dedik biz bu fasikül işini bırakalım, bu hep doküman, cilt yapalım dedik bunları.

Bizim yaptığımız şuydu: Evvela bu ansiklopedinin konuları ne olmalı, alanları vs. Diyelim ki dini kavramlar meselesi var karşımızda. Şahıslar, âlimler, büyük âlimler… Hatta Müslüman olmamakla birlikte yabancı ama İslam dini ile ilgili eserleri olan adamlarda var böyle, şarkiyatçılar, onlar da olsun dedik. Kendimize göre İslam’ın temel konuları, alanları; inanç, ahlak, ibadet ve benzeri şeyler bunları alalım. Ondan sonra önemli şahısları alalım. İslam tarihini alalım. İslam dünyasının önemli ülkeleri ve beldeleri, şehirleri: Bağdat, Mekke, Medine, İstanbul. Bunlar olmazsa olmaz bu iş. Yani, böylece çeşitli konuları içerecek planlar yaptık.

Tabi bunları yaparken, eskiden çıkarılmış olan İslam Ansiklopedisini ve ona benzer epeyce ansiklopedik eserleri, benzer çalışmaları gözden geçirdik. Bir süre sonra bu ansiklopediyi, ilahiyat fakülteleri gibi ilim dallarına ayıralım dendi. Çünkü biri tarihçiyse, İslam tarihçisiyse, onun yazarlarını da o bilir, onun konularını en iyi o bilir diye düşündük. Öbürü Osmanlı tarihçisiyse o da onu bilir. Böylece epeyce bir teşkilatlanmış oldu bu mesele. İşler oturduktan sonra da, çalışmalarımızda yılda iki cildi esas aldık ve böylece ilk fasikül 1988 çıktı ve böylece şimdi 44. cilt bitmiş oldu…

Bu süre içinde, şu an çok büyük bir yapı olan İslam Araştırmaları Merkezi de kuruldu. Yani bu ansiklopedi ile beraber, kütüphanenin, yan birimlerin kurulması nasıl oldu peki?

Şimdi, burada üç kurum başlamış oldu. Bunlardan biri Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. O zaman İslam Ansiklopedisi Genel Müdürlüğü idi adı bizim kurumun. Tabi ansiklopedi olunca eserlere ihtiyaç var. Bu sefer kütüphane kurmaya başladık. Bizim o ilk çalışanlarla, ta baştan beri bu işin içinde olanlardan bir tanesi de Prof. Dr. İsmail Erünsal; bizim eski öğrencimizdi kendisi imam hatip okulundan. Onun da kütüphaneciliktir alanı ve bu işin uzmanıdır. Onun kontrolü altında, çeşitli kitaplar aldık. Her yıl ocak ayının sonu ile şubatın ilk haftası Kahire'de uluslararası kitap fuarları açılır. Heyetler olarak gittik oralardan gittik, baktık, ettik; kelepir kitaplar aldık. Ve şimdi artık burada büyük bir kütüphane var bildiğiniz gibi. Dolayısıyla birinci olarak ansiklopedi, ikinci olarak bununla birlikte ortaya çıkan bir kütüphane ve üçüncü olarak da dendi ki, “İslam Araştırmaları” yapılsın burada, elemanlar yetiştirilsin. Hatta bunun için, Diyanet Vakfı’nda özel bir bütçe ayrıldı. Yurt dışında doktoralar yaptırıldı, çeşitli alanlarda. Onlar da bitirdiler, geldiler çalışmalarını. Onlar da buraya gelmiş oldu ve böylece İslam Araştırmaları da oluşmuş oldu.

Son olarak şunu sormak istiyoruz: Bu ansiklopedi 25 senenin sonunda bitti. Bunun sonrasında, bundan neşet eden başka çalışmalar, bunun benzeri çalışmalar devam edecek mi?

Birkaç sene önceydi, Rusya’da bulunan Müslümanlar için 4-5 ciltlik çok özet, bir “Rusça İslam Ansiklopedisi” çıkaralım dendi. Onun tercümesi devam ediyor. Burası tabi her maddeyi almaz, mümkün değil; ama önemli olan maddeler alınıyor, onlar da özetleniyor ve Moskova’ya gönderiliyor ve orada da Rusçaya tercüme ediliyor

Bunun dışında, hem Arapça hem de İngilizce için çeşitli teşebbüsler oldu fakat bunların hiç birisi tam olarak bir sonuca varamadı, yürümedi. Böyle dıştan bakıldığı zaman, “E, ne olacak yani, her alanın bir uzmanı var” diye düşünülüyor. Biz yazarlarımızın Müslüman olmasını şart koştuk dini konular söz konusu olduğunda. Ama örneğin Osmanlı döneminde ya da önceki dönemlerde, Balkanlar’da bir yerlerde bir köprü var, meşhur bir köprü. O köprüyü de bir yabancı biliyor. Öyle şeyleri yazdırmışızdır tabiî ki. Onun dışında, bu işin tam olarak bitmesiyle birlikte, burada bir şenlik yapacak, bazı ödüller verecek yönetim kurulumuz. Böylece bu iş resmen bitmiş olacak. Herhalde bundan sonra da, az önce bahsettiğim bu tercüme işlerine bakılabilecektir tam olarak.

 

 

Dünyabizim

TarihViews
Total1078
Sal. 282

----------------------------------

Beğendiklerinizi Sosyal Paylaşın!  

Yorum ekle



Anti-spam: complete the task