facebook twitter Linkedin

Artık İslam Avrupa'da kalıcı

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Charlie Hebdo saldırısını kınamak için Paris'e gitme nedenlerinden birinin de oradaki Türkleri başı eğik gezdirmemek olduğunu söyledi, "Artık İslam Avrupa'da kalıcı, herkes onu görüyor" dedi.

Basbakan-ucakta-fransadan 

13 Oca 2015 Didem Özel Tümer Aljazeera

 

Başbakan Davutoğlu Paris ve Berlin ziyaretlerinden sonra dönüşte uçakta başbakanlık muhabirlerinin sorularını yanıtladı. Davutoğlu Paris'te Charlie Hebdo saldırısını kınamak için düzenlenen yürüyüşe katılması konusunda "Algıyı kırmak için orada olmamız zaruriydi" dedi. Davutoğlu 4 eski bakan ile, Soruşturma Komisyonu kararını vermeden önce görüşerek, Yüce Divan'a kendilerinin gitmeyi istemesini telkin ettiği yönündeki haberlere ilk kez cevap verdi.

Başbakan Davutoğlu'na sorular ve cevapları şöyle:

 

 

"Sıradan bir dayanışma değil o tablo"

"Cumartesi davet geldiği zaman hiç tereddüt etmeden 'Yarın gideriz' dedim. O resimde bizim olmamızın hem dünya için, hem Avrupa'daki Türkler ve Müslümanlar için, hem de Fransa-Türkiye ilişkileri için önemi var. Ahmet Davutoğlu olarak söylemiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın o resimde olmamış olmasını ikame edecek herhangi bir şey yok. Onlar tarihi anlardı ve tarihe belli bir kayıt düşme anıdır. Bugün galiba Beyaz Saray özür yayınlamış. Sıradan bir dayanışma değil o tablo. Fransa İslam Konseyi, Büyükelçilik'te beni ziyaret etti. Faslı, Cezayirli yönetim kurulu üyeleri geldi, dediler ki 'Biz sizin katılma kararınızı duyduğumuz anda katılma kararı verdik."

"Orada bulunduğunuz anda orada bulunan bütün Müslümanlara da meşruiyet kazandırıyorsunuz. Onları da teşvik etmiş oluyorsunuz. Bu da Türkiye'nin taşıdığı önemi gösteriyor. Fransa' da bizim sivil toplum kuruluşlarıyla yaptığımız toplantıda, onlar da teşekkür etti. 'Bizi Fransız toplumu nezdinde çok güçlendirdiniz' dediler.

 

"Kollektif suç atfetmek istiyorlar"

"Belli kesimler kollektif bir suç atfetmek istiyorlar Müslümanlara. Birisi hata yapınca bütün Müslümanlar, Türklerin o hatada bir hissesi varmış gibi. Murdoch'un açıklamasının benzeri... Böyle bir etki uyandırmak istiyorlar."

"Yarın siz işe gittiğinizde Fransızlar Müslüman olduğunuz için size yan gözle baktıklarında, benim başbakanım da dün törendeydi diyebilmeniz için geldim' dedim. Yani herhangi bir Fransız önyargılı bir şekilde size dönüp baksa 'Benim başbakanım da oradaydı' diyebilmeniz ve başınızın dik olabilmesi için. Siz suçlu değilsiniz. Herhangi bir Müslümanın yaptığı suçtan kollektif olarak bütün  Müslümanlar suçlanamaz. Bu  algıyı yıkmak için orada olmamız zaruriydi."

"Birçok lider 'Herkesin burada bulunması önemli ama en anlamlı olanı sizin bulunmanız' diye birçok lider geldi, teşekkür ettiler. Bir Türk başbakanının bulunmasının o törene kazandırdığı meşruiyeti ve bütün dünyada yaptığı etkiyi ve yankıyı gösteriyor. Gayet açık bir mesajdı tüm dünyaya."

 

Soru: "Tehdit var, korkuyorum" dediniz. Avrupalı liderler bunun ne kadar farkında?

"Liderler düzeyinde bakıldığında samimi bir kaygı ben hissediyorum. Avrupa kıtası tarihte en büyük acıların dinler savaşında, yani Protestan - Katolik savaşında, 30 yıl savaşları, 100 yıl savaşları hep dini farklılıkların ortaya çıkardığı mezhep savaşlarıydı. En kanlı mezhep çatışmaları Avrupa'da yaşanmıştır. Dolayısıyla zihinlerde çok güçlü bir iç tedirginlik var, bunun yol açabileceği şeyler."

 

"Artık islam Avrupa'da kalıcı"

"Artık İslam Avrupa'da kalıcı, herkes onu görüyor. Müslümanları Avrupa'dan geçici göçmen gibi göndermek mümkün değil artık. Almanya'da dördüncü nesil. 52 yıldır Almanya'da Türkler. Artık bu Türklere eskiden olduğu gibi, 'Geri gönderelim' gibi bir kanaat hem insani değil, hem uygulanabilir değil. Fransa'da durum daha da, neredeyse 10 milyona yakın Müslüman var. Senegalli, Cezayirli. Özellikle Kuzey Afrika'dan. Neden var? Çünkü Türklerin bulunduğunun aksine, bu ülkeler Fransa'nın eski sömürgeleri. İngiltere de aynı şekilde."

"O zaman İslamın bir Avrupa gerçekliği olduğunu kabul ederek çözüm bulma konusunda artık yerleşik bir kanaat var. Merkel'in açıklamasında da bu son derece açıktı. Ama liderler düzeyinde olan bu kanaat, bazı kesimlere, önyargılı kesimlere sirayet ediyor mu onda şüpheliyim."

 

"Tam da şimdi bu konuları konuşmanın zamanı"

"Şimdi Avrupa'da bir kriz var. Avrupa'da durgunluk var, işsizlik var. Bunun bedelini yabancılara  ödetmek isteyen ya da bunun sorumlusu olarak yabancıları göstermek isteyen bir zihniyet var. Dresden'de Avrupa'yı Müslümanlaşmadan koruma gibi bir şey altında yapılan PEGIDA grubunun verdiği mesajlar son derece ürkütücü." 

"Duyarlılığı yaygınlaştırma ihtiyacı var, bunu daha iyi farkediyorlar şu anda. Tam da şimdi bu konuları konuşmanın zamanı. Bir müddet sonra çok geç olur. Onun için yanan camiyi ziyaretim ile bir mesaj vermek istedim. Sayın Merkel'e de söyledim. 'Bu tür ziyaretler sizin tarafınızdan da yapılırsa çok olumlu etki yapar'. Zaten yarın (bugün) da teröre karşı bir yürüyüş yapılacak."

 

Soru: AB 12 , ABD 18 Şubat'ta Terör Zirvesi yapacağını açıkladı. Ulaşmış davet var mı? Örneğin İsrail olursa Türkiye'nin katılmama gibi bir pozisyonu olur mu?

"Yok. Terör Zirvesi konusunda sadece basına düşen bir haber var. Resmi bir davet, kimlerin katıldığı gibi konular belli değil. Onlar netleşince bir nihai değerlendirme yaparız. Önce bunun netleşmesi lazım. Hangi ülkenin, hangi formatta, neler tartışılacağı, bunların hepsi önem taşır bizim kararımız için." 

 

Soru: 4 eski bakan ile görüştüğünüz "Kendi iradeniz ile Yüce Divan'a gidin" dediğiniz ifade edildi. Böyle bir tavsiyeniz oldu mu? Genel Kurul oylamasında grubunuzun fire vereceğini düşünüyor musunuz?

"Genel Kurul'da yine grup kararı alınması ya da yönlendirmede bulunulması doğru değil. Ama AK Parti gurubu kendi kişisel değerlendirmesinin ötesinde, ortak akılla da doğrusu yönde hareket eder. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır."

"Bakanlarla görüşme konusu ise, bu parti içinde ben genel başkan olarak herkes ile konuşurum. Ama ne konuştum ve ne tür konuları ele aldığım gibi hususlar, sadece beni ve benim görüştüğüm kişileri ilgilendirir. Sadece bakan değil, milletvekiliyle de, teşkilat mensubu herkes ile her an görüşmemden daha doğal bir şey olamaz. Fakat ne konuştuğumuz sadece beni görüştüğüm kişileri ilgilendirir. Bu anlamda kamuoyu ile paylaşacak bir husus olduğunu düşünmüyorum."

Soru: MGK kararından sonra paralel yapı ile ilgili süreç nasıl işleyecek? Eğitimde, medyada, sermayede nasıl bir sistem kurulacak?

"Bürokraside herhangi bir devlet hiyerarşisi dışında bir networkün oluşmasına kesinlikle izin verilmeyecek. Bürokrasi demokratik yolla seçilmiş hükümetin emri altındadır. Hesabı hükümet verir dolayısıyla yetki hükümettedir."

"Sınav sisteminde büyük adaletsizlikler,  KPSS' den. Bütün bu süreci yakından takip ediyoruz. Talimatlandırdık. Bu paralel yapı veya ilerde benzer niyetleri olan herhangi bir yapı olacaksa bunların bir daha böyle bir nüfuz kabiliyeti kazanmamaları için her türlü tedbiri alacağız."

 

Soru: KPSS örneğin. Eğer mesela 2007 yılında usulsüzlük yaparak bir kuruma girdiğini tespit ettiniz. Bunu geriye dönük olarak işletebilecek misiniz?

"Bu hukuki bir süreç. Şimdiden kesin yargıda bulunmamak lazım. Ama ismen tespit edilmesi mümkünse tabii bu işlem yapılır. Herhangi bir kişinin ismen, ama kollektif olarak bir genel bir bütün bir KPSS dolayısıyla olaki o grubun içinde o sene hakedenler var. Onların da hukukunu zedelememek lazım."

 

Soru:Çözüm Süreciyle ilgili, 'kamu düzeni' vurgusu yapıyorsunuz. Gelinen noktada talepleriniz yerine getirildi mi? Süreç konusunda son durum nedir? Silahların bırakılması konusunda karşı taraftan aldığınız yanıtlar nedir?

"Kamu düzeni bir şart değil, olması zaruri olan bir şeydir. Müzakere konusu değil. Yani, 'biz kamu düzenini sağlayalım, siz de şunu yapın' diyemez kimse. Demokratik bir toplumda kamu düzeni her şey olmazsa olmaz şartıdır. Son aylarda bu konularda çok daha, en azından iki aydır daha dikkatli yürüyen bir süreç olduğunu söyleyebiliriz. Cizre olaylarında da devletin, güvenlik güçlerimizin müdahalesi kararlı ve net oldu. Taraflar da yaptıkları hataları fark ettikleri için çok kısa sürede bir ortak duyarlılık oluştu."

" O anlamda şu anki atmosferi olumlu görüyorum. Son derece olumlu atmosfer var. Ne kadar zamanda netice alırız? Onunla ilgili tarih verip daha önceki tecrübelerden hareketle, gerekli gereksiz bu süreci olumsuz anlamda etkilemek isteyenlere fırsat vermemek lazım.  Ancak 2-3 ay öncesine göre daha olumlu bir noktadayız. Görüşmeler sadece bir tarafla değil, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da birçok tarafla, kesimle görüşmeler sürüyor.Ama nihai kertede silahsızlanmanın olmadığı bir sürecin başarılı veya anlamlı olması mümkün değil. Mutlaka bu süreç içinde silahlar terk edilecek. Türkiye'de demokratik siyaset yapmak için her türlü imkan varken, Ankara'da ve Türkiye'nin her yerinde her türlü görüş açıkça dile getirilebilirken, her türlü toplantı ve gösteriyle kanaatler beyan edilebilirken, silaha başvurulmasını herhangi bir demokrasiye inanan kişinin ya da grubun savunması mümkün değil."

 

Soru: Bingöl saldırısının üzerinden üç ay gibi bir zaman geçti. Siz o saldırının faillerinin cezalandırıldığını söylediniz. O saldırıdaki silahların ölen kişilerin üzerinden çıkan silahlarla uyuşmadığına dair bir adli tıp raporu çıktı. Bir de mahkeme hakiminin savcılardan şikayet eden bir beyanatı çıktı. 'Hala önümüze ciddi bir şey gelmedi' diye. Saldırıya ilişkin, öldürülen kişilerle saldırı arasında irtibatsızlık olduğuna dair bir şüpheniz var mı?

"Bu konuda şu aşamada bir şey söylemem yargı süreci bağlamında mümkün değil. Süregiden bir soruşturma var. Burada herhangi bir şey söylemem doğru olmaz"

Soru: Kılıçdaroğlu'nun verdiği bir demeç var, "Bizim muhatabımız Cumhurbaşkanı değil, Davutoğlu" diye. "Ama bunu söylersem, kalkıp bizi muhatap almadığını söylerse hiç şaşırmam" diyor.

"Davutoğlu: Bunu TÜSİAD ile bağlantı kurarak mı söylüyor?"

Soru: Evet

"Kılıçdaroğlu yine çok küçük bir akıl oyunu kendince yapmaya çalışıyor. Başka bir polemik üzerinden bir polemik çıkarmaya gayret ediyor. Evet ben söylemiştim 'Muhatabınız benim' diye muhalefet partilerine. Çünkü son derece gereksiz, Türkiye'deki siyasi uygulama ve etiğe de aykırı bir şekilde sürekli cumhurbaşkanımızı hedef gösteriyorlar.

 

"TÜSİAD hüküm verecek konumda değil"

"TÜSİAD'ın ifadesi ise yanlış. TÜSİAD orada bir sivil toplum kuruluşu olarak cumhurbaşkanlığı makamı ile başbakanlık makamını karşılaştıracak ve bu konuda hüküm verecek bir konumda değil. Hiçbir sivil toplum kuruluşunun böyle bir takdir hakkı da yok."

"Evet doğru herkes hükümet politikaları konusunda nihai hesap verecek olan biziz ve her türlü konuda da cevap vermeye hem hazırız, hem de muhatabız. Ama bu cumhurbaşkanlığı gibi yüce bir makamın muhatap olmadığı anlamına gelmez. Her konuya cumhurbaşkanlığı makamını tartışmasına çekmek için çaba sarfetmek doğru değil."

 

"Önemli olan Kılıçdaroğlu'nu kim muhattap alıyor"

"Önemli olan Kılıçdaroğlu'nu kim muhattap alıyor. Acaba Şişli Belediye Başkanı tartışmalarında CHP içinde bir muhatap konumu var mı? Tartışılır. Çünkü hala Şişli Belediyesi'nde yaşanan sorunlarla ilgili Kılıçdaroğlu'nun muhatap olup sorunu çözeceğine dair inancı yok. Bakın Şişli tartışması başlayalı bir ay oldu herhalde değil mi? Hala çözülemedi. Biz o arada kaç ülke meselesini, kaç dünya meselesini tartıştık, çözdük, belli bir noktaya getirdik."

"Kılıçdaroğlu önce parti içinde muhattap alınacak bir performans sergilesin. Bizimle nasıl muhatap olacağını tespit etmek kolay."

 

TarihViews
Total166
Sal. 281

----------------------------------

Beğendiklerinizi Sosyal Paylaşın!  

Yorum ekle



Anti-spam: complete the task

Söyleşi