facebook twitter Linkedin

Kürtçe Türkiye’nin dilidir!

 

trt kurdiHÜLYA ÖZKAN / HABER10 13.01.2015

TRT 6, geçtiğimiz hafta sonu isim değişikliğine gitti. 6’ıncı yıl dönümü konserinde kanalın ismi TRT Kurdî olarak değişti.

Kürtçe kanalındaki bu değişimi, gazeteci – yazar Ferzende Kaya ile konuştuk.

Değişimi "TRT'nin Kürtçe kanalının aslına rücu etmesi" şeklinde değerlendiren Kaya, "Kürtçe yayın yapan bir kanal ve buna Kürtçe isminin verilmesi için içerden ve dışarıdan birçok aydın, yazarın çabası oldu, TRT yönetimi de bu talebi olumlu buldu ve gereken yapıldı. " diye konuştu.

ASLINA RÜCU ETTİ

TRT, 6 yıl önce attığı adımı biraz daha ileriye taşıyarak TRT 6’nın ismini TRT KURDİ olarak değiştirdi. Bu değişim ne anlama geliyor?

TRT'nin Kürtçe kanalının aslına rücu etmesidir bu. TRT daha önce 1,2,3 gibi numaralarla kanallar açtı. Bu sıralamada Kürtçe yayıncılığa da 6’ıncı kanal düştü. Sonra TRT değişti, TRT Haber, Çocuk, Müzik, Belgesel vs isimlere ayrıldı. TRT Arapça, TRT Türk gibi isimlerle kanallar kuruldu. Numaralı olarak sadece TRT 1 ve TRT 6 kalmıştı. Kürtçe yayın yapan bir kanal ve buna Kürtçe isminin verilmesi için içerden ve dışarıdan birçok aydın, yazarın çabası oldu, TRT yönetimi de bu talebi olumlu buldu ve gereken yapıldı.

6 yıl önce TRT 6 kurulduğunda büyük tartışma yaratmıştı. Parlamento ve parlamento dışı muhalefet ve destek vermesi beklenen Kürt siyasiler sert eleştirilerde bulunmuştu. Aradan 6 yıl geçti bugün durum nasıl?

Aslında orada herkes bir yanılgı içerisinde. TRT 6 kurulduğunda toplumun yüzde 95’i büyük bir coşkuyla karşıladı Kürtçe yayıncılığı. Türk kamuoyunda ve Kürt toplumunda yüzde 5’lik bir kesim ise eleştirdi. Bu yüzde 5’lik kesim sürekli olumsuz eleştirilerde bulunanlar. Bunlar zaten izlemeyen, dinlemeyen, okumayan bir kesim. Kendi ideolojileri doğrultusundaki yayınları bile izlemeyen, hiçbir kitap okumayan, internet üzerinden edindikleri enformasyon ile hareket eden bir kesim. Bunlar ne olursa olsun kesinlikle beğenmeyeceklerdir. Fakat ilk kurulduğunda, Türkiye toplumu, Kürdü ve Türkü ile herkes Kürtçe yayıncılığı sevgiyle karşıladı.

YEŞİLÇAM'IN KÜRTLERE BAKIŞ AÇISIYLA YÖNETİLDİ

TRT 6 ilk yayın hayatına başladığında, benim de aralarında bulunduğum, yazar, müzisyen, ressam, şair, aktivist, kanaat önderi birçok kişiyle geniş toplantılar yapıldı. Çok sayıda insanın katılımıyla kuruldu. Kürt kültürünü anlatan bir içerik hazırlandı. Belgeseller, haberler, müzik programları. En önemlisi de sansür yoktu. Coğrafya isimlerine, şarkılara, türkülere, köy adlarına bir yasak uygulanmadı. Fakat bir yılın sonunda ne olduysa kurucuların tamamı tasfiye edildi ve kanal şimdilerde memleketin başına bela olan malum yapıya teslim edildi. 4-5 yıllık süreç zarfında tamamen Yeşilçam'ın Kürtlere bakış açısıyla yönetildi TRT6. Yani Kürtler sakallı, puşili, köylü tipler olarak resmedildi yalnızca. Sadece dağ, taş, koyun, kuzu ve sümüklü çocuk görüntüleri verildi. Hayata, yaşama, kültüre, siyasete dair hiçbir şey verilmedi. Kürtçe öğreten projelere yer verilmedi. Kürt aydınlarına yer verilmedi.

SAMİMİYETSİZ BİR KANAL İZLENİMİ OLUŞTU

Devlet adım atmış, bir kanal kurmuştu. Yasakları kaldırmıştı, özgürlükler getirmişti. Ama durumdan vazife çıkaran kanal yöneticileri kendi kafalarına göre yasaklar koymuşlardı. Hükümet yasa çıkarıyordu. Değişimlere gidiyordu. Ama kanalın yöneticileri buna izin vermiyordu. Mesela şarkıların büyük bir çoğunluğuna sansür uygulanıyordu. TRT'nin o dönemki yöneticileri yüzünden samimiyetsiz bir kanal izlenimi oluşmuştu toplumda.

Son bir yılda ise çok büyük değişimler yaşandı. Eski adıyla TRT 6 ekranı tamamen yenilendi. Kürtçe olduğu gibi kullanılmaya başlandı. Kürtçe öğreten programlar ekrana gelmeye başladı. Şarkılarda, türkülerdeki yasaklar kalktı. Aydınlar ekrana çıkmaya başladı. Şehir isimleri, köy isimleri özgürce söylenebiliyor.

YAŞANANLAR İLE YÜZLEŞİLMELİ

TRT Kurdî çözüm sürecinin bir parçası mıdır? Sürece katkısı nedir?

Çözüm süreci açısından da oldukça önemli bir yere sahip. Mesela Akil adamlar dolaştı Türkiye'yi. Malum medya hiç ilgilenmedi bununla. TRT de malum yapının elinde olduğu için ilgilenmedi. Çözüm hiç konuşulmadı ekranlarda. Bu acıların dillendirileceği, yüzleşmelerin yapılacağı yer aslında orasıydı.

Kürt meselesinde yaşananlar ile yüzleşilmesi gerekiyordu. Çünkü iyisiyle kötüsüyle bu memleketin yakın tarihi o. Devlet de bizim halk da bizim. Hem o acılar anlatılıp kayıt altına alınmalı. Hem de önümüzdeki günler tartışılmalı. Kürt gençleri, Kürt siyasetçileri, aydınlar, sanatçılar bu ekranda buluşmalı. Bunun için önemli bir fırsat.

Bu kanalın çözüm sürecine çok katkılarının olmasını bekleniyor. Ekrana çıkmayan birçok isim ekrana çıkmaya başladı. HDP çevresi de siyasetçileri de ekrana çıkıyor. Kendilerine bir sansürün uygulanmayacağının farkındalar o yüzden ilerleyen süreçte süreç açısından TRT Kürdi'nin daha faydalı olacağını düşünüyorum.

TRT Kurdi'nin 6. kuruluş yıldönümünde İstanbul'dan canlı yayınlanan programın konukları Türkiye, İran, Irak ve Ermenistan'dan katılan Kürt ozanlardan oluşmuştu. Bu resim TRT Kurdi'nin etki alanı ile ilgili bir resim miydi aynı zamanda?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çok önemli bir açıklaması vardı. Emperyalist güçlere seslenirken "O sınırları biz çizmedik, siz çizdiniz. Kürtlerin evinin ortasından sınırlar geçirdiniz" dedi. İşte bütün mesele bu aslında. Biz büyük bir coğrafyanın çocuklarıyız. Bu coğrafya çok büyük, tek parça ve şu an coğrafi olarak çizilen sınırların dışında atıyor herkesin kalbi. Çünkü akrabanız o tarafta siz bu taraftasınız. Her şeyden önce ulusları, ırkları aşan bir birliktelik var bin yıllardır bu topraklarda. Siyaseten her ne kadar sınırlar çizilmiş ise de bu insanlar aynı müzikleri dinliyor, aynı yemekleri yiyor, aynı hassasiyetlere ve değerlere sahipler. Aynı inanca sahipler. Bu buluşmalar kültürel zeminlerde gerçekleşecektir. Bunun yolu da televizyondur, şarkıdır, türküdür, yemektir, kültürdür, sosyal yaşamdır.

BU ORTAK BİR KÜLTÜR

TRT Kurdî’nin gecesinde 4 ülkeden dengbêjler (ozanlar) buluştu. Gecenin davetlileri arasında hiç Kürtçe bilmeyen bir kesim de vardı. İnanılmaz bir keyifle dinlediler. Çünkü aslında dili Kürtçe bile olsa, bu ortak bir kültürdür. Bir Kürt nasıl ki Türkçe bir besteden, bir şiirden keyif alıyor kendini buluyorsa, Kürtçe bilmeyen bir vatandaş da Kürtçe’den aynı keyfi alıyor. Çünkü ortak kültürü ifade ediyor bu diller. Çünkü bu topraklarda yüzyıl sonra, Kürtçemiz, Türkçemiz, Arapçamız diye bakan bir zihniyet hakim olmaya başladı.

Bazı siyasi çevreler Kürtçe kanala karşı çıkarken, devlet bu kanal vasıtasıyla Kürtlere kendi dillerinde ideolojisini dayatmaya çalışıyor, argümanını kullanıyordu. TRT Kurdî Kürtlere bunu mu dayatıyor?

Kürtler Türkçe de biliyor. Devletin kendini anlatması için, böyle bir amaç için ayrıca Kürtçe bir kanal kurmasına gerek yok. Öyle bir amaç varsa bu Türkçe kanallar üzerinden de yapılabilir. Bu kanal Kürtlerin hakkıydı, onun için açıldı. Kürtler de bu ülkede vergi veren, askere giden, her türlü katma değerde payı olan toplumun büyük bir kesimi. Kürtçe de Türkiye’nin dili ve tabi ki Kürtçe'de de yayın yapılmalı. Dolayısıyla diğer televizyon kanallarında ne kadar propaganda yapılıyorsa TRT Kurdî’de de o kadar yapılır. Devletin böyle bir şeye ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. Aksine Kürtçe üretim yapan sanatçılar, oyuncular, müzisyenler için iyi bir fırsat. Kürt siyasetçiler için bir fırsat, çünkü kendilerine bir yer bulamıyorlar. Ama bu kanala çıkabilirler. Kendilerini anlatabilirler.

Devlet propagandasını yapmak değil ama kendini anlatabilmeli bence bütün kanallardan. Değiştiğini, değişmek istediğini, yaptığını, ettiğini anlatabilmeli. Türkiye Cumhuriyeti devleti son 12 yıldaki değişimi anlatmak için türlü türlü yollar deniyor. Kamu spotları yapılıyor, kitaplar basılıyor, televizyonlarda anlatılıyor değişim. Bu değişimlerin bir kısmı da Doğu ve Güneydoğu’da yaşandı. Olağanüstü Hal uygulamasının olduğu yıllardan bugüne neler değişti? İşte bunlar anlatılmalı, programlarla, dizilerle, tartışma programlarıyla.

Bir televizyon kanalından fazla yükleri var TRT Kurdî’nin, diğer kurumların da Kürt kültürüyle ilgili çalışmaları gerekmez mi?

Tabi ki. TRT Kurdî bu alandaki ilk kurum. O yüzden yükleri çok fazla. Bir televizyon kanalından fazla yükü var. Dil öğretiyor, kültüre öncülük ediyor, oyuncu yetiştiriyor, şarkıcı yetiştiriyor, dublaj sanatçısı yetiştiriyor, spiker sunucu yetiştiriyor. Adeta bir okul gibi. Başta Kültür Bakanlığı olmak üzere, birçok devlet kurumu, sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve sermaye grupları da artık bu alanda faaliyet göstermeliler. Müzik festivalleri, uluslararası konferanslar, Kürtçe filmler gibi çok yönlü çalışmaların gerektiği bir alan bu. Normalleşme oldukça TRT Kurdî yetersiz gelecek ve başka alanlarda da adım atmak gerekecek. Bu adımların bir kısmını devlet atıyor ve atacak, bir kısmını özel sektör atacak.

 

TarihViews
Total188
Sal. 282

----------------------------------

Beğendiklerinizi Sosyal Paylaşın!  

Yorum ekle



Anti-spam: complete the task

Söyleşi