facebook twitter Linkedin

BİR HAKİKATİN ANALİZİ

 

bilalyavuz hakikatanalizbilal yavuzBİLAL YAVUZ


İnsan haklarını en çok savunan ülkelerin, insan haklarını en çok hiçe saydığı, küresel bir lağvediş stratejisiyle, en bizim olan, en halk kokan kavramları dahi bu sayede kanalize ettiği günlerden geçiyoruz. Modernizasyon adı altında gerçekleşen öyle bir kıyım ki, envai takiye yollarına başvurarak, teyakkuzu eksik Ortadoğu beldelerini adeta bir kuklacı hassasiyeti ile hakikat medeniyetimizin mukaddeslerine yönelik, insanlığın ortak algı perspektifini derdest ediyorlar.


Maalesef ancak olayların menşeine inebilenler, demagojiyle din kisvesine bürünenlerin, aslında nasıl bir militarist yapı olduğunu fark ediyor. Sözde demokratik diasporaların, özde nasıl liboş olduklarını ve toplumu liberal kurallarına göre yönlendirmeye çalışmak adına kendi alçak fikirlerini nasıl empoze ettiğine tarih dahi şahitlik etmekten usanmış durumdadır.

Hanzala’nın babası  Naci el-Ali’nin, 22 Temmuz 1987’de Londra sokaklarında Yahudi gettolarının ana merkezi olan Mossad’ın alçakça hazırladığı suikast girişimiyle şehit edildiği günlerde susan merciler, hakaretleriyle müslümanların din namusunu taciz edenler için bugün ne de çok ses çıkarıyor değil mi?

Sayın başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun ise Paris’te yapılacak yürüyüşe katılmış olması, insan haklarını dünyada ancak bizim savunabileceğimizin bir nişanı değil midir?

Yüklendiğimiz misyonun, mantalite edindiğimiz nihai vizyonun, sadece inanış medeniyetimizin bir gereği olarak kendi din kardeşlerimizi korumaya yönelik olmadığını gururla gösteriyoruz. Medeniyetimizin aynı zamanda dünyanın ve hatta evrenin bütün mazlumlarının imdadına yetişmek, haklarını savunmak gibi bir gerekliliği olduğunu da göstermekle beraber bu lütfun bizim milletimizin alnına yazılmış pak bir şeref olması ve bu şerefi büyük bir onurla küresel dünyaya haykırışımız, sorumluluğumuzu yerine getirme hususunda ciddiyetimizi bir derece daha artırıyor.

Bugün artık ortaya çıkan kolpa isnatlar, menfur/mesnetsiz/münferit spekülasyonlar ancak yüce milletimizin haksızlığa karşı olan infialini daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyor/yaramayacaktır! Töhmet altında bırakılan mazbut mazlumlara yönelik, dünyanın paralel belası 5 ülkede çıkan müesses ithamlar da kuşkusuz modasını yitirmek üzeredir. Evet, dünya beşten büyüktür ve kuşkusuz dünya artık bu gerçeğin farkındadır. Bu farkındalığı sağlamada Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürüyen milletimizin payı kebirdir.

Dünyanın paralel medyası olan İslam düşmanı karma entelijansiyaların, mason localarının, Siyonist lobilerin nasıl da ayak işlerini gördüğünü, iletişimin geliştiği bütün basiret sahibi toplumlar artık görebiliyor. Gelişmeyen ülkelerde dönen dezenformasyon çarkı da kısa süre için de yok olacaktır. Çünkü kuşkusuz tarih sahnesinde fesatçıların nesli her zaman tükenmeye mahkum olmuştur. Komanter kisveli tebdil hareketleri, tarihin her döneminde, pratikte/düşüncede/teoride, yokluğun karanlık sayfalarına gömülmeye mahpustur!

Adalet anlayışını Adl isminin tecellisinden alan medeniyetimizi bir pagan kültürü gibi göstermeye çalışan asıl gericiler/asıl hanzolar/asıl yamyamlar er ya da geç, hakikatin mehtabı görününce nasıl kurt adama dönüştüklerini göstereceklerdir. Vampir mihraklar öteki yüzünü ancak kana aç oldukları aciz bir anlarında gösterecek, açık verecektir. Önümüzdeki yarım asırlık dilimde iletişimin dünyanın tamamına egemen olduğunu düşünün. Verecekleri açıkların artık üstünü örtemeyecekler. Bu doğrultuda elini vicdanına koyan bütün uluslar o gün elbette bizim yanımızda olacaklardır. Çünkü dünyanın mazlumlarının çoğu müslümanların oluşturduğu artık ayan beyan ortadadır.

Hiçbir komplo teorisi, hiçbir ihtiası rey, hiçbir dikta, hiçbir tevfik bu gerçeğe o gün mani olamayacaktır. O günler umuyoruz ki bugünlerde başlayan yükselişimizle doğru orantılı olacaktır. Kimlerin asıl komprador/asıl diktatör/asıl popülist/asıl temcit pilavcısı/asıl hırsız olduğunu tarihin dolayısıyla tarihi yaratanın adaleti asla es geçmeyerek gösterecektir.

Demokles’in kılıcı, hakkaniyetli ellerde er ya da geç zulmün kellesini uçuracaktır. Ya herro ya merro! Şecaat arz ederken sirkatin söyleyenler, iç ve dışta iki olup gayede bir olan gladyonun nasıl da birer kontrgerillasına dönüştüklerini, yine kendi icraatlarıyla ortak dimağımıza/ortak vicdanımıza altın tepside sunacaklardır!

İçimizdeki şovenistlerin, oportünistlerin; tapınak şövalyelerine, Armageddon siyonistlerine -kendi adamlarının dahi veremeyeceği hizmeti vererek- İblise rahmet okutturduklarının farkında bile olmayacak kadar ahmak olması, inşallah beklenen olasılık gelince, kendilerinin de dağılmasına sebep teşkil edecektir! Bu akıbet ister cemaatte ister desteklediğimiz AKP'de, hain olan herkesin alnından vuracaktır.Kör bakanla, bakmadan gören bir olmayacaktır!



 

TarihViews
Total680
Sal. 281

----------------------------------

Beğendiklerinizi Sosyal Paylaşın!  

Yorum ekle



Anti-spam: complete the task

Akıl Fikir

Okunasılar

Benzer Haberler