facebook twitter Linkedin

SÜT

 

edaisler sut

“Batanlar sevilmeye layık değildir.”

         Konunun ümitsizlik olduğu bir zaman dilimi. Hayat tam olarak iki adım geriden gidiyor. Kadının ellerinin üzerinde kurak araziler oynaşıyor. Adam içeri yavaşça giriyor:

-          Esin, bu bardağın burada ne işi var?

Kadın, çocukları da alıp dışarı çıkmak üzere. Adamın konuşmaya hevesi olduğunu görünce kalıp dinliyormuş gibi yapıyor.

-          Akşam sen bıraktın onu orada. Kitap okurken süt içiyorsun ya.

Perdenin arkasından silik bir gölge uçuşuyor.

-          Anneee!..

Bardağın üstünden bir top geçip tozu dumana katıyor:

-          Çaat!

-          Esin gel buraya, konuşacağız!

Ayhan’ın haftada bir iki kere böyle içini dökme huyu var. Esin, kaçmak fırsatını bu kez elinde bulunduramıyor. İnsanın üzgün olunca derdini açma isteğinin içinde büyümesi korkunç bir his. Ayhan her hafta Esin’i karşısına alıp fabrikadan atılma nedenlerini, kendisine yapılan haksızlıkları, kasımpatıların saksıda solmalarına olan duyarlılığını bir iki kere anlatıyor. Esin ise başını eğip dinliyormuş gibi yapıyor, kalkıp gideceği esnada Ayhan’ın kolundan tutup onu yerine oturtmasına aynı öfke ve tiksinti karışımı ifadeyle karşılık veriyor. Çocuklar babalarının içkili ve taşkın hallerine alışkın oldukları için bir köşede susup bekliyorlar. Bekleyince herkes susacak ve anneleri onlara çikolatalı süt hazırlayacak. Hazırlıyor.

-          İçin de gidelim.

Esin bugün kararlı. Ayhan da öyle.

-          O patronun var ya o patronun… O patronun Allah’ı yok…

-          Çocuklar kalkın!

Dışarıda, dağların üzerine yavaşça serilen gururlu bir kış başlıyor. Çocukların ayağında plastik iki pabuç üşüyor. Esin’in ertesi güne nasıl çıkacaklarını bilmeyişi onu yaşadığı güne de küstürmüş durumda. Ayhan’ı birkaç günlüğüne terk edip geri dönecekler. Ayhan da biliyor bunu. Evdeki yemekten de tasarruf etmek gerek. Esin’in annesi e alıştı bu haftalık rutine. Bugün farklı bir şey oluyor. Eve giden yolda bir kalabalık var. Annesinin evinden eşyalar taşıyorlar. Eve haciz gelmiş. Annesi dışarıda. Tıpkı filmlerdeki gibi. Annesini de alıp eve gidiyor Esin. Ayhan aynı yerinde oturmuş kendi kendine konuşmakla meşgul.

-          Anne hoş geldin.

Ağzından çıkan belli belirsiz iki kelime havanın içinde beyaz tozlar halinde dağılıyor. Esin’in gözlerinin ucuyla Ayhan’a kahvaltı hazırlamasını söylemesinin üstünden birkaç dakika geçmek üzere. Ayhan’ın kalkmaya niyeti yok. İçinden tekrar edip duruyor.

-          Şimdi anlatsam beni kim dinleyebilir? Söylediklerimin tesiri ne kadar ileriye gidebilir? Derdimi soranlara verdiğim yanıtlar bir satırı geçtiğinde, asıl meseleden uzaklaştığımı hisseder gibi gözlerini deviriyorlar. Gözlerimin içine bakmadan dinliyorlar ve hüküm veriyorlar; üzülmemen gerek. Sahi bu mu? Derdimin çaresi üzülmemek mi? Her derdin çaresi üzülmemek değildir ki. Üzülme, üzülme, üzülme… Bırakın üzüleyim. Bıraksınlar üzüleyim. İnsan olayım biraz.

 

-          Ayhan kime diyorum?!

Çaydanlığın ucundan dumanlar çıkmadan Ayhan marketten geliyor. Az evvel herkesin içinde bağırdığı halde Esin’in gözlerinde ne pişmanlık ne keder var. Birlikte sofraya oturuyorlar. Saatler geçmesini bilerek ilerliyor. Bile bile, kararlı adımlarla. Ayhan, Esin’in annesinin bütün dertlerini dinliyor. Rahmetli eşinin geçmişteki borçlarını öğreniyor. Bilmediği eşyaların kıymetine paha biçiyor. Kafasını kurcalıyor. Yine de bir yere varamıyor. Sonunda başını sallar gibi yaparak sofradan kalkıyor. Odasına doğru göz ucuyla bakıp omuzlarını düşürüyor ve yavaşça ilerliyor. Yolda biraz sendeler gibi oluyor. Neyse ki kimsenin gördüğü yok. Sehpanın üzerindeki süt bardağını almak için aniden geri dönüyor. Yine kimseler görmeden dönüp tekrar gidiyor. Mutfaktaki kalabalığın ortasına bırakıyor. Esin akşam gelip bulaşık yıkamaya başladığında o bardağın varlığını bile fark etmiyor. Ayhan açlığına iyi gelsin, boş midesi bulanmasın diye her akşam yatmadan evvel süt içiyor. Gün bitmiş durumda. Süt de. Ayhan açlıktan uyuyamıyor. Dilinde ise güzelce bir kitabın incelikli cümleleri var.

-          İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana, insanlara, hangi derdini anlatabilir?

 

 

TarihViews
Total72
Sal. 283

----------------------------------

Beğendiklerinizi Sosyal Paylaşın!  

Yorum ekle



Anti-spam: complete the task